Motivasyonun kaybolmadı.
Günümüz iş hayatında bir cümleyi çok sık duyuyorum:
“Eskiden çok motiveydim… şimdi içimden gelmiyor.”
Net söyleyeyim, motivasyonun kaybolmadı. Sen onu bıraktın.
“Biraz daha hazır olayım.”
“Şu dönem geçsin.”
“Doğru zamanı bekliyorum.” Hepsi aynı şeyin kibar versiyonu: Er te le me! (Heceleyerek okuyunca daha etkili oluyor.)
Koçluk görüşmelerinde biri “Motivasyonum düştü” dediğinde artık şunu anlıyorum:
“Kendimi geri plana attım.”
Ve çoğu kişi bunu fark edene kadar aylar, bazen yıllar geçiyor. (Geçen keşke sayılar olsa, ömür o ömür!)
Bu işin romantizmi yok arkadaşlar! Reçeteyi vereyim.
1-Bahane üretmeyi bırak!
“Motivasyonum yok” bir tespit değil, bu bir kaçış cümlesi. Sorulması gereken şu:
“Neyi görmezden geliyorum?” Çoğu zaman sorun enerji değil. Yönsüzlük ve öncelik kaçışı. (Ameller niyete göre yazılır diye boşa dememişler.)
2-Kendinle dürüst ol!
“Sen ne istiyorsun?” Basit soru yanıtı kazık! Rahatsız edici yanıtlar.
Çünkü ilk verdiğin yanıtlar sana ait değil. Ailenin, yöneticinin, çevrenin (Elalemin) sesi.
Gerçek yanıt geç geliyor. Çünkü onunla yüzleşmek zor.
3-Harekete geç (Düşünme, yap!)
Planın var ama başlamıyorsun. Çünkü sözüm ona “doğru anı” bekliyorsun. O an yok. Hiç olmadı. Motivasyon, hareketten sonra gelir. Önce değil. Küçük bir adım atamayan biri, büyük motivasyon beklemesin!
4-Disiplin kur
Motivasyon bir his değil. Bir alışkanlık yan ürünü. Kendini sürekli ikinci plana atarsan, hayat da seni ikinci plana atar. Bu kadar basit.
Net söyleyeyim, motivasyonunu kaybetmedin. Sorumluluğunu erteledin. Kendine geri dönmeden hiçbir şey değişmeyecek. Daha ne kadar bekleyeceksin?
